“Biz Ne Yersek O’yuz”-Slow Food

Benim annem 3 yaşıma kadar ağzıma ne şeker ne çikolata ne de kola koymuş hatta şeker verenlere ben sonra kendisine veririm deyip elime ulaşmadan engel olurmuş.Ve ben bu gün hala ağzıma kola sürmüyorum ,hiç aramıyorum.Tatlı konusu ise biraz karışık.Aslında tatlıyla olan ilişkim lise yılllarına stresli öss günlerine rastlıyor mahalesef.Ondan önce tatlıyı da aramazdım hıc.Şimdiyse kendimi bu konuda tekrar eğitmeye çalışıyorum.

Tabii birde benim için şu faktör var.Yemek benim için sadece sağlıklı beslenmek ya da karın doyurmak değil oldum olası yemek yapmaya ve yemeğe düşkün oldum asla değişsinde istemem.Üstelık taze bir aşçı adayı olarak artık bu benim hem işim hem de her zamanki gibi mutluluk, keyif kaynaklarımdan biri. Benim en büyük mutluluğumdur sevdiklerimle oturulmuş bir sofrada uzun uzun vakit geçirmek.. Ama işte sevdiklerim ,geçen vakit, sohbetler ,kahkahalar ve sofranın üstündeki yemekler aslında hepsi birbiriyle iç içe geçen mutluluklar keyıfler.Bence insanlara bunu tattırmak lazım biraz da. Slow food iyi,adil,temiz gida yöntemlerine paralel olarak bu konularında arkasında duran hatta “slow” ‘unu burdan alan bir organizasyon.

Benimde slow foodla ilgilenmem ilk bu sebeble basladı.Çünkü mahalesef gıdalarla birlikte yemek kültürümüzü ,adetlerimizi ,beraber sofralarda oturmaları da kaybediyoruz artık. Mahalesef marketlerdeki sözde yiyecekler yiyecek değil yapay oyuncaklar ve bunlarla pişen yemekler de gerçek yemekler gerçek lezzetler değil.

Gelelim abur cubur konusuna gençlere dayatılan bir abur cubur yeme hali var stresli olduğunda yahut sınavın vs oldugu zamanlarda özellikle tabii birde işin ekonomik ve pratıklık boyutu var.Evlerde pişmeyen yemekler var.”Öğrenci Evı” ,”Öğrenci Hayatı” denilen tabirler bile girdi sözlüğümüze artık.Bizim evde de en çok abur cubur yiyen ,tek dışardan yemek ısmarlayan kardeşim oda senın ağabin gibi İstanbul dışında okuyor.Ama ben deniz kafasına yavaş yavaş girmeye başladım az kaldı onuda slow foodcu yapıcağım 🙂

Ben slow food’u destekliyorum çünkü,

 -Yerel lezzetlerın ,sofra adetlerinin korunmasına,lezzetli malzemenin iyi yemeğin,masa keyfinin önemine (iyi)

-Gdo’suz geleneksel doğal yöntemlerle üretilen çevreye zarar vermeyen sağlıklı yiyeceklerin üretilmesine (temiz)

-Ve bunlar süre gelirken çifçinin, üreticinin adil şekilde, üstünde politikalar oynanmadan emeğinin karsılığını alması gerektiğine (adil) inanıyorum

Dilerim bizler gibi gençler -aslen çok verimli ve biyoçeşitliliği çok yüksek olan dolayısıyla bir şeyler yapılmaz ise kaybedeceğide çok şey olan ülkemizde- daha da çoğalırlar ve birbirlerini bulup bu konu üstünde çalışırlar. Biz bir başlangıc yaptık sadece ama başlangıc yapmakla beraber bır görev de üstlendik.

Ceylan

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s