Category Archives: Etkinliklerimiz

Amsterdam’a dair

1 ayı aşkın bir süredir katılmak için hazırlanmakta olduğumuz Hollanda Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali’nden bu hafta başında dönmüş bulunuyoruz..4 gün süren bu organizasyona dair anlatılacaklar gerçekten çok fazla..

1.GÜN

17 Mart Perşembe sabahı öğlen saatlerinde vardığımız Amsterdam bizi bulutlu ve serin havası ile karşıladı. İlk günün programına yetişebildiğimiz yerden dahil olmak için şehrin doğusunda bulunan  Merkelbach adlı tarihi bir cafeye doğru yola koyulduk..Cafeye ulaştığımızda grup ilk tanışma kısmını tamamlamış öğle yemeğine geçmişti bile..Biz de ellerimizi birer dilim ekmek ve peynir aldıktan sonra organizasyon için tahsis edilmiş otobüse geçtik..Burda Brezilya, Kanada, Fransa, Amerika, Yunanistan, İngiltere, Almanya, İsviçre ve Romanya’dan gelen delegelerin bulunduğu grupla tanıştık. Yaklaşık 2 saatlik otobüs yolculuğu sonrasında ülkenin güneyinde bulunan Hilvarenbeek adlı bir kasabada 4.kuşağa kadar aktarılmış, aynı zamanda da bir Slow Food presidiası olan Kempen koyunun yetiştirildiği bir çiftliğe vardık (http://www.hetschop.nl/). Bu yumuşak beyaz postlu, eğik kulaklı ve tatlı bakışlı yerel ırkın adının bölgenin adından geldiğini ve bölge halkı için ne kadar önemli olduğunu öğrendik. İşte bu sebeple bir convivium kurma yoluna gitmişler zaten ve daha sonra da yetiştirdikleri soyu tükenmekte olan bu lokal ırk bir presidia ürünü haline gelmiş. Konuşmasında özellikle lokal kelimesi üzerinde çok fazla duran çitflik sahibi “Biz hayvanlarımızı sadece etlerini satmak için yetiştirmiyoruz, bizim en büyük amacımız ete değer katmak” diye ekliyor. Çiftlikte yetiştirilen hayvanları gezdikten sonra kuzeyin soğunu içimizde iyice hissetmeye başlıyoruz ve sıcak bir çay molası için toplantı odamıza geçiyoruz. Akademi Günü’nün ikinci bölümünü toplu yapacağımız beyin fırtınası ve sunumlar oluşturuyor. Her ülkenin delegelerine verilen renkli kağıtlara 15 dk. içerisinde üyesi oldukları Gençlik Gıda Hareketlerinin güçlü ve güçsüz yanlarını yazmalarını istiyorlar. Yarım saat içinde her birimiz kendimizi farklı bir grubun içerisinde farklı iki ülkenin Gençlik Gıda Hareketi hakkında düşünürken buluyoruz. Örneğin ben kendimi İngiliz, Kanadalı ve Brezilyalı delegeler arasında Fransa ve Yunanistan için düşünürken buluyorum. Her bir grup 2 saat sonunda A2 kağıtlara hazırladıkları çözüm yollarını bütün gruba tek tek sunuyor ve uzun süren saatlerin sonunda beklenen akşam yemeği zamanı geliyor. Şarap tadımı, ekmek ve tereyağı ile başlayan yemek, grubumuz içerisindeki 3 şef arkadaşımızın özenle hazırladığı 4 çeşit yemekle devam ediyor. Yemek bittiğinde herkes çok yorgun ve yoğun geçen bir günün etkisiyle otobüste uyuya kalıyor.



2.GÜN

İkinci gün Gıda Film Festivali’nin ilk günü gönüllü olarak çalışan arkadaşlarımız erkenden festivalin düzenlendiği Studio/K adlı buluşma mekanına gittiler. Diğer grup ise Amsterdam’ı keşfe çıktı. Akşamüstü bütün grup prodüksiyona ayrılmış alanda buluştu. Büyük bir insan kalabalığının olduğu ilk gün festivalin ne kadar profesyonelce hazırlandığını gösteriyordu. Gazeteciler, televizyonlar, sponsorlar herkes oradaydı…Açılış filmine giremediğim ilk gün festival alanını keşfe çıktım. Ertesi gün çalışacağım mekanları ve festival alanının ikinci katında bulunan “Stills&Structures” adlı  sergiyi gezdim. Mieke Cuppen ve Linde Freya adlı iki tasarımcının imzasını taşıyan bu sergi gıdaların yapılarına dair bir seri fotoğraftan oluşuyor. Festival alanın giriş katında bulunan slow food finder adlı (http://www.slowfoodfinder.nl/) araştırma ağının tanıtım standını gezdim. İnsanların bulundukları bölgede slow food üreticilerine ve slow food ürünlerine ulaşmalarını  saylayan bu ağ çok ilgimi çekti. Aynı oluşumun ileride Türkiye’de olması ne güzel olur diye içimden geçirdim. Geceyarısına yaklaşan bir saatte enerji toplamak için eve dinlenmeye gittik.

3.GÜN

3. Gün kısa bir Amsterdam turuyla başladı. Yemekten sonra “Become a King of Pastry” adlı workshopa gözattım ve daha sonra heyecanla beklediğim “Food Design” adlı filmi izledim. Bu filme dair anlatılacaklar ve yorumlanacaklar da bir o kadar fazla aslında..Özetle dünya üzerindeki canlı varlıklar arasında gıdayı tasarlayan yani gıdaya şekil vermeye çalışan tek varlığın insanoğlu olduğundan bahsediliyor ve endüstriyel gıdanın hangi aşamalardan geçerek tasarlandığı anlatıyor. Gıda tasarımcıları, psikologlar, ses tasarımcıları , vs gibi farklı alanlarda çalışan insanların yorumlarının bulunduğu bu film ses ve görsel efektler bakımından da çok zengin. Filmden çıktıktan sonra prodüksiyondan başka bir grupla vejeterjanlar için düzenlenecek tartışma programının salononu dekore ettim..Konuşmacıların ve misafirlerin oturacakları yerleri, yiyecekleri yemek tabaklarını, kartlarını ve onlara verilecek hediye paketlerini hazırladım. Tüm bunları yaparken de vestiyerde misafirleri karşılıyor, eşyalarını teslim alıyordu. Arada hava almak için dışarı çıktığımda girişte kurulan “farmers market” standlerini gezdim. İşim bittiğinde akşam yemeği için grupla buluştum ve yemekten sonra Tuğba ve Beril ile Amsterdam’da şehir turu yaptıktan sonra eve döndük.

Bu slayt gösterisi için JavaScript gerekir.

4.GÜN

Son  günümüz sabah kahvaltı için Studio/K ‘ya varışımızla başladı. Burda grupla vedalaştık ve bundan sonraki organizasyonlarda tekrar buluşmayı diledik. Günümüzün geri kalan kısmı şehir marketlerinde organik gıda arayışında geçti. Amsterdam’a dair bu 4 gün için anlatacaklarım burda bitmiyor tabi ki..Bunları sizlerle en yakın zamanda paylaşmak için sabırsızlanıyorum…Akademi gününü ve festivali düzenleyerek bizi davet eden gruba ve buradan bizim bu aktiviteye katılmamız için destek veren herkese çok teşekkür ediyorum..

Sevgiler,

Biriçim

Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali’ne gidiyoruz!

Geçtiğimiz haftalarda Hollanda Gençlik Gıda Hareketi grubunun 16-20 Mart 2011 tarihleri arasında birincisini düzenleyeceği Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali için  (Internatial YFM Academy Day and Food Film Festival) davet almıştık. Google yazışma grubumuzda duyurduğumuz ve yemek atölyeleri, film gösterimleri, partilerin olacağı bu aktiviteye 3 arkadaşımız katılmak istediğini belirtti. Hollanda grubu  kalacak yer ve yemek giderlerini karşılayacak olup katılımcıların kendi imkanları ile Amsterdam’a gitmesi gerekiyor. İşte biz de bunun için kolları sıvadık ve katılımcı arkadaşlarımıza kendimiz sponsor olmaya karar vererek bir yemek düzenlemeyi uygun bulduk. İşte Biriçim arkadaşımızın yemek duyurusu:

12 Mart tarihinde düzenlemek istediğimiz yemeğin duyurusunu yapmıştık. Bu buluşma ile ilgili detayları sizlere bildirmek istiyorum. Daha önceden belirtmiş olduğum gibi bu öğlen yemeği organizasyonu, Amsterdam’da 16-20 Mart tarihinde gerçekleştirecek Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Gıda Film Festivali’ne aramızdan görevlendirilen iki arkadaşımız için düzenlenmektedir. Amacımız gidecek iki arkadaşımızın ulaşım masraflarını karşılamak ve evlerimizde yaptigimiz iyi, temiz ve adil gıdaların tüketileceği bu yemekte tekrardan buluşmaktır. Açık büfe bir kokteyl havasında düzenlenecek olan bu etkinlikte yardım etmek isteyenler olursa bizlerle iletişime geçebilirler. Katkıda bulunmak isteyenleri çevrelerinden de katılmak isteyenlerle beraber bekliyoruz. Şimdiden teşekkür ediyoruz.

Tarih: 12 Mart

Yer: Slow Food Ofis İstiklal cad. 115, Garanti Han kat 4 oda 4  Beyoğlu (Kişi sayısına bağlı olarak değişme olasılığı var.)

Saat: 13.30

P.S: Organizasyonun daha iyi yapılabilmesi için haber vermeniz rica olunur.

Sevgiler,

Biriçim

Amsterdam’ki aktivite ile ilgili detaylı bilgilere şu adresten ulaşabilirsiniz:

http://www.foodfilmfestival.nl/programma/food.html

Terra Madre Day 2010

Toprak Ana gunu tum dunyada oldugu gibi Turkiye’de Slow Food Konviviumlarinca  duzenlenen etkinliklerle kutlandi. Yemekler yendi, deneyimler paylasildi, yuzler guldu. Istanbul’da Fikir Sahibi Damaklar Konviviyumu, Yagmur Boregi Konviviyumu cesitli etkinlikler duzenlediler. Adapazari’nda, Izmir’de,  Datca’da, Urla’da ayni coskular yasandi. Izmir Bardacik Konviviyumu Foca Karasi onuruna toplandi. Adapazarinda ‘Yavas Pisir, Yavas Ye’ basligi altinda, degisik etnik gruplarin ayni sofrdada toplandigi bir kutlama vardi. Fikir Sahibi Damaklar, Lokanta Maya’da Toprak Ana’ya verdigi nimetlere tesekkur ederek kutladilar. Yagmur Boregi Birligi duzenledikleri  Mübadil Yemekleri Gecesi’nde Mübadil çocukları/torunlarınin pisirdigi yemekler ile hikayelerini paylastilar, ertesi gunde  Darüşşafaka Okulları 5. sınıf öğrencileri ve  3 aşçıyla birlikte “Tohumdan Sofraya” projesinin paralelinde mevsiminde sebze-meyve kullanarak yemek pişirdiler. 

Genclik Gida Hareketi olarak bizde tum kalbimizle duzenlenen butun etkinliklerin coskusunu icimizde hissediyoruz. Gecen sene bir yemek atolyesi duzenlemistik, bu yilda diger konviviyumlara destek vermek istedik. Yagmur Boregi Birligi ile Darussafaka Okullarinda cocuklarla birlikte yemek yaptik, hem pisirdik, hem eglendik, Terra Madre Gunu’nu hepberaber kutladik.

Terra Madre Gunu Kutlu Olsun.

Pelin Dumanli

bir kasap ve bir vejeteryan

Genclik Gida Hareketin’den Samuel ve Linda, biri  kasap digeri ise vejeteryan, asagidaki videoya kulak verin cunku onlarin bize soylecekleri var.

Kastamonu Pazarı’nın ardından

Geçen hafta GGH olarak Kastamonu Pazarına gittik.Ertesi  gün sıcağı sıcağına bize paylaşımlarını anlatan İlknur’a bırakıyorum sözü..

“Haftanın tüm yorgunluğuna rağmen inatla erkenden kalktım ve iki yıl önce adını duyduğum Kastamonu Pazarı’na doğru hevesle yola çıktım. İlk Deniz ve ben vardık pazarın başına. Buluşma saatinden önce orada olduğumuz için birşey almadan kolaçan ettik pazarı, sonra Özge geldi birkaç dakika sonra herbir köşeden sahneye çıkarcasına aynı anda Ceylan,Yelina,Evrim,Tuba geldi:))
Merakla inceledik, tadına baktık birçok şeyin. Minik bir pazar Kastamonu Pazarı. Osmanlı döneminden beri İnebolu’dan ctesi gecesi yola çıkıp hava daha aydınlanmadan tezgahlarını açar, satışlarını yapar sonra ortak kiraladıkları kamyonlarla geri dönerlermiş. Neler yok ki pazarda; taze sebzeler, otlar, kuru bakliyatlar, çökelek, süzme yoğurt çeşitleri, ev yapımı pekmez, tarhana, çeşit çeşit ekmek, kestane, ceviz ve tabii ki Kastamonu sarımsağı dikkat edin şu zamanlarda Çin sarımsakları geziyor ortalıkta. Gözüme kestirmişken pazar fileme attım bir bağ:)) Özge peynir çeşitlerinden, Deniz babasına kabak tatlısı yapacağı için güzelce dilimlenmiş kabaklardan, biraz önden giden diğer arkadaşlar da koca bir pazar arbasını doldurarak alışverişimizi sonlandırdık.
 
Ceylan pazarda Leyla Hn’la karşılaştı,geçen hafta Trakya mutfağıyla ilgili buluşmanın gerçekleştiği Fıccın’ın sahibi ve aşcısı, bizi kahvaltıya davet etti dükkanına. Evrim’in arabasına doluşup soluğu Taksim’de aldık:) Nasıl güzel bir kahvaltı yaptık anlatamam, o kısmı diğer arkadaşlara devrediyorum:)) Fotoğraflar Özge’de.
 
Eve gelirgelmez aldıklarımı yakınlarımla paylaştım ve pazardan sözettim merak etsinler uğrasınlar diye. Vaktiniz varsa sizlerde uğrayın derim. Ulaşım bilgilerini önceki maillerde yazmıştı arkadaşlar ama burada da tekrar edeyim, cevahirin önündeki duraktan 77 ya da 77A otobüsüne biniyorsunuz yaklaşık 15dk sonra piyalepaşa durağındasınız inin ve 3 dk kadar yürüyün pazardasınız işte:)
 
Bir pazar günü erkenden kalkıp yola düşün fazla para harcamanıza gerek kalmadan lezzetli şeyler alın ve sevdiklerinize güzel bir kahvaltı hazırlayın, siz de onlar da memnun kalacaksınız emin olun:))) ”

İlknur

Sahiden İlknur ne şahane kahvaltıydı öyle..Sevgili Leyla Hanım hemen ardımızdan gelip elinde torbalarla içeri girdi dükkandan.Sonra pazardan alınan taze otlar,pekmezler ve peynirlerle dolu tabakların ardı arkası kesilmez oldu.Hele hele o bebek havuçlar hepimizin bünyesine iyi geldi yanında da bol bol sıcak çay.

İnsanın kendi elleriyle gidip üreticisiyle sohbet  edip, iletisim kurarak aldığı gerçek gıdaları gene dostlarıyla pazar yorgunluğu üstüne bir sofrada hep beraber paylaşmanın zevkine vardık gene.

Leyla Hanım’a da söz verdik bir daha ki pazar kahvaltısı bizden 😉

Ceylan

Yerel Yetişmiş Organik Gıda ürünleri Almak için 10 Sebep

‘’Bizim zamanımızda böyle süpermarketler mi vardı? Bakkallımız, köşe manavımız, fırınımızdan alırdık herşeyi. Kendi çiftçimizin ürettiği yeterdi herkese, şimdi karpuz bile dışarıdan geliyor.’’ …diye söyler annem hep. Annemin zamanı; yani, yavaş hareketin hayatın içinde farkedilmeden yaşandığı zamanlar. Olması gerektiği gibi… İyi, temiz, adil.

Şimdi gençlik olarak hayal ettiğimiz gelecek, geçmişte.. Annelerimizin zamanında… Biyoçeşitliliğimizi korumak, sürdürülebilir yaşamı desteklemek, ve gerçek gıdaya erişimi sağlamak için yapabileceğimiz şeylerden birisi de; yerel yetişmiş organik gıda ürünleri almak. Dünyada, birçok ülkede, bahçeler kuruluyor, gençler çiftçilerle birlikte çalışıyor. Çiftçilerin pazarları kuruluyor, tohumlar takas ediliyor. Hepsi gerçek gıda için! Ne yediğimizden emin olmak, sağlıklı beslenmek, mevsiminde yemek en büyük isteğimiz. Sürdürülebilir yerel gıda sistemlerimizi korumak, birey olarak hepimizin görevi.

Gençlik gıda hareketi üyesi bireyler olarak biliyoruz ki; yerel gıdalarımıza sahip çıkarsak, çiftçimizi koruruz , yerel ekonomimizin büyümesine destek veririz. Aldığımız ürün markete ulaşana kadar harcanan enerji ve karbon salınımı miktarını düşürürüz. Biyoçeşitliliğimizi koruruz. Ülkemizin zengin biyoçeşitliliğine vurulan en büyük darbe, çiftçimize en kolay ve ucuz seçenek olarak sunulan – endüstriyel – tohumlar. (GDO genetiği değiştirilmiş organizmalar, kısırlaştırılmış ancak farklı avantajlara sahip olduğu iddia edilen türler). Doğal yaşamın, biyoçeşitliliğin ve sürdürülebilir tarımın korunabilmesi için, yerel tohumumuza da sahip çıkmamız gerektiğini unutmamalıyız.
Yiyecek almak için pazara/markete gittiğimizde unutmayalım ki, kimse bizi birşey almaya zorlamıyor, seçimlerimizi biz yapıyoruz. Önemli olan seçimlerimizi doğru yapabilmek. Eğer aradığımız ürünün yerel yetişenini bulamazsak, en azından çok uluslu bir şirketinki yerine daha küçük bir şirketin ürettiğini alalım.

Bütün bu küçük seçimler, aslında çok büyük bir yankılama olarak, bize ülkemize, ekonomize, toprağımıza geri dönecek. Yeryüzünde bastığımız adımları daha hafif bir ayak izine dönüştürmek için, ilkelerimizi önce kendi hayatımızda uygulamaya başlayarak, başkalarının da yerel gıda almasına teşvik edelim.

Yerel yetişmiş organik gıda ürünleri almak için 10 sebep:

  1. daha tazedir!
  2. daha lezzetlidir!
  3. soframıza gelirken diğer ürünlerden çok daha az yol katederler ve ulaşımdan kaynaklanan kirliliğe neden olmazlar!
  4. bizleri mevsiminde yemeğe teşvik ederler!
  5. biyoçeşitliliğimiz korunur!
  6. çiftçimizi desteklemiş oluruz!
  7. ekonomimiz güçlenir!
  8. sürdürülebilir yaşama katkıda bulunuruz!
  9. çocuklarımıza yerel tohum mirasımızı bırakırız!
  10. başkalarını da teşvik etmiş oluruz!

Pelin Dumanli

Masa Buluşması : Kahvaltı

27 Aralık sabahı Özge’in evinde hep beraber kahvaltı etmek için toplandık.Herkes iyi,adil,temiz olduğuna dair inandığı ürünleri sofraya koydu.Kimimiz anneannemizin reçelini,kimimiz belgrad’dan topladığı mantarları getirmişti.Sohbetimizin keyfimizin ardı arkası kesilmedi.

O kadar keyif almıştık ki ,sonrasında mail grubumuzda çok güzel mailler dolaştı.Bende bir yazı yazmak yerine sizlerle arkadaşlarımın kaleminden çıkmış yazıların bazı bölümlerini paylaşmak istedim.

Ceylan

“Özge’nin evinde yaptığımız kahvaltının üzerinden çok fazla zaman geçmeden o gün o sofrada ve sonrasında neler konuştuğumuzdan hangi konularda aynı fikirde olduğumuzdan az biraz bahsetmek istiyorum.
En elzem olarak gördüğümüz konu toplanmalarımızdı. Gördükki toplandığımız zaman neler neler konuşabiliyoruz.Biz o gün kahvaltı masası etrafında toplanıp yiyeceklerimizin nereden geldiğini ve biliyorsak yapım aşamalarını konuştuk ama ondan da önemlisi gençlik gıda’nın ne yollardan geçtiğini, nerelerde ve nasıl olması gerektiğini istediğimiz konuşmalardı.

Euro gusto macerası,Boğaziçi’nde yapılan atölye ve dahası neler neler konuştuk.Kimlerin kulağını çınlattık. Levent en çok senin kulağın çınlamıştır hissedersin belki yazdığımı 🙂
İyi niyetin hakim olduğu sohbetler,cömertlik ve yaptığımız paylaşımlar
birçok açıdan örnek olabilecek davranışlardı.Aramızda ilk kez bulunanlar ya da daha önce tanışanlar demeden çok sıcak bir ortamda kahvaltımızı  ettik,sohbetimizi demledik.”

Beril

“Bugün çok lezzetli ve eğlenceli bir gün geçirdik, çok güzel bir
Anadolu kahvaltısı yaptık. Gelen herkesin eline, ayağına, yüreğinesağlık! Hepinize her şey için teşekkür ederim :))”

Özge

“GGH nedir, yapmak istedikleri nelerdir gibi konular hakkında konuştuk. Ceylan bir noktaya çok güzel vurgu yaptı, aklımızda o kadar çok fikir vardı ki bunları gerçekleştirmek için 4-5 kişiye değil konuya ilgili birçok gence ihtiyacımız var dedi. Bu sebeple 15 günde bir buluşup birşeyler paylaşmamız bizim için çok önemli çünkü her seferinde bir arkadaşımız başka bir arkadaşını getiriyor o da bir başkasını derken çoğalıyoruz ve birlikten güç doğar sözünü haklı çıkartacak adımları atıyoruz.
 
Sorunlara kayıtsız kalan bireyler olmamızın sebebi bilmemek ve birleşememek. Sokakta bir sürü insan GDO nedir diye bilmiyor, çocuğuna yedirdiği içirdiği paketli ürünlerin içeriğinde yazan soya lesitini, mısır şurubu, emulgator nedir diye en ufak bir fikri yok. Cebinde taşıyacağı telefona milyar bahşedip zeyinyağı pahalı diye margarin tercih eden bizim insanımız, üreticiye hakkını vermeyip tarlasını, bağını, bahçesini terketmeye mecbur kılan bizim devlet politikamız, mis gibi topraklarımızda üretime kota koyup endüstri devi ülkelerden ithal ürün almayı yasalaştıran bizim vekillerimiz, düzen bu şekilde devam ettiği sürece 20-25 yıl sonra diyaliz makinalarında ya da kemoterapi kuyruklarında bekleyecek olanlar da yine biz ve yakınlarımız olacağız.
 
Ben saha çalışmalarının etkili olacağını düşünüyorum. Üniversitelere gidilmekten bahsedildi, kesinlikle katılıyorum. Farklı şehirlerden gelen, binbir çeşit gence ulaşırsak onlar da kendi yakınlarını uyaracaktır. Ben de bilmiyordum mısırdan şeker yapıldığını, Amerikan başkanlarından bir tanesi benim ülkem mısırdan geçinecektir demiş, teknoloji çılgını japon insanı mısırdan şeker yapmayı icat etmiş, dünya mısır üretiminin ciddi bölümünü elinde bulunduran Amerika elindeki GDO’lu mısırları şekere dönüştürmüş ve dünyaya pazarlamış şimdi yediğimiz pastalarda, tatlılarda, çikolatalarda kendisi bol bol mevcut. Bunu yakınlarımla paylaştığımda dikkatlerini çekiyor ve seçicilik gösteriyorlar. Ne kadar çok insana ulaşırsak seçicilik o kadar çok artacak.
 
GGH olarak birbirimizi tanımalıyız, ileride gerçekleştirebileceğimiz projelerde kim nerede daha faydalı olur rahat karar verebiliriz. Diyorum ki toplaşmalara mutlaka katılalım, gelirken yanımıza bir arkadaşımızı daha getirelim, çoğalalım ve her fırsatını bulduğumuzda başka başka insanlara durumun vehametini anlatalım.”

İlknur

Resimler için 

 http://www.facebook.com/album.phpaid=359885&id=669055004&l=80dcd9aadf