Hollanda Birinci Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali’ne katıldık

Amsterdam’da birincisi düzenlenen ve Türkiye’den 3,  Amsterdam’dan 1 kişi olarak katıldığımız Akademi Günü ve Gıda Film Festivali’nden bu sabaha karşı döndük. Neler yaptığımızı kısaca anlatmak istiyorum:

1. Gün

Öğleye doğru uçaktan indik ve soluğumuzu sabahki oturumun yapıldığı restoranda aldık. Elimize aldığımız sandviçlerle programda sürpriz aktivite olarak belirtilen çiftlik ziyaretine gitmek için otobüse bindik. Otobüste kendimizi gruba tanıttık. 1,5–2 saatlik bir yolculuktan sonra çiftliğe vardık. İndiğimizde 4 kuşaktır bu çiftlikte çalışan aile tarafından  oldukça sıcak bir şekilde karşılandık. Çiftlik sahibi ve oğlu bize çiftlikte yaptıkları başta olmak üzere geniş kapsamlı bir sunum yapıp ardından çiftliğin etrafını gezdirdiler.

Soyu tükenmeye yüz tutmuş yöreye özgü Kempen koyununu yetiştirdiklerini gururla anlattılar. Çiftlikte koyun dışında inek de yetiştiriyorlar. Tabii bütün bunları organik olarak yetiştirdiklerini söylememe gerek yok heralde. Kestikleri hayvanların etlerinin hiçbirini büyük işletmelere satmıyorlar; hepsi gerçek et meraklılarına satılıyor. Bunun için bir internet satış siteleri var (http://www.hetworks.nl). Koyun ve inek dışında civar organik çiftliklerden aldıkları domuzları da işleyip satıyorlar. Çiftlikleri bizdeki TATUTA çiftlikleri gibi işliyor; gelip çalışanlar ya da düzenledikleri aşçılık derslerine katılanlar oluyor. 2010 yılında toplam 10000 kişi ziyaret etmiş çiftliği.

Çiftlik ziyaretinden sonra sıra beyin fırtınası çalışmasına geldi. Her ülke delegeleri kendi ülkesindeki Gençlik Gıda Hareketi’nin sahip olduğu potansiyeli ve sıkıntıları ayrı ayrı kâğıtlara sıraladı. Daha sonra gruplara bölündük, her gruba iki ülkenin kâğıtları verildi. Karşılaşılan sıkıntılara karşı o ülkedeki potansiyeli kullanarak nasıl çözümler üretilebileceğine dair tavsiyelerde bulunduk.

Çalışmadan sonra sıra yemekteydi. Çiftlik mutfağında çalışanlar biz içerde beyin fırtınası yaparken toplam 4 tabaktan oluşan bir yemek hazırlamıştı. Yemeklerimizi afiyetle yiyip, çiftlikteki mini marketten alışverişimizi yaptıktan sonra Amsterdam’a döndük.

2. Gün

Bir önceki gece çiftlikten geç saatte gelmiş olmamıza rağmen Şirin ve ben erkenden kalktık çünkü Gıda Film Festivali’ndeki gönüllü görevimizi yapmak için sabah erkenden festivalin düzenleneceği Studio K’da olmamız gerekiyordu.

Sabah çeşitli etraf düzenlemesi, restoran hazırlığı gibi işlerden sonra öğleden önce işletmenin mutfağına götürdüler beni. Görevim çalışanlar ve gönüllülerin öğle yemeği için masaları düzenlemek ve servis açmaktı. Öğle yemeği denince tabaklı, çatallı, bardaklı sürahili ciddi bir sofra hazırladım. Sonra yemek olarak ekmek, peynir ve fıstık ezmesini görünce gerçekten hayal kırıklığına uğradım. O kadar güç sarf ettiren işten ve cereyanda çalışmaktan dolayı üşümemden sonra sıcak bir şeyler yiyebileceğimi düşünmüştüm. Hollandalıların öğle yemeği anlayışını böylece öğrenmiş oldum.

Öğleden sonra Şirin’le çalıştığımız stüdyonun girişinde Slow Food Finder oluşumu ile tanıştık. Bu site ile istediğiniz yöredeki Slow Food üreticilerini görebiliyorsunuz. Akşama kadar çalıştıktan sonra Şirin ile “Black Gold” filmine girdik. Maalesef film İngilizce olmasına rağmen Etiyopyalı kahve işçilerinin konuşmaları Hollandaca alt yazılı olduğu için filmin yarısından çoğunu konuşulanları anlayamadan izledik. Film genel olarak kahvenin Etiyopya’dan Amerika ve Avrupa’ya gelene kadar izlediği yoldan ve bu süreç içinde Etiyopyalı işçilerin çektiği sıkıntılardan bahsediyordu. Kahve ticaretini elinde bulunduran ilk üç şirketin sırasıyla Kraft, Nestle ve Procter&Gamble olduğunu öğrendim.

3.Gün

Biriçim ve Beril’in asıl görevleri Cumartesi günü idi ama Cuma günü çalıştığım içim bugün benim fazla görevim yoktu. Vestiyer görevlisi olarak filme ya da tartışmalara gelen misafirlerin çanta ve paltolarını astım, çıkanların eşyalarını teslim ettim. Bu sırada Biriçim “Food Design” isimli filme girdi. Görevimizi bitirdikten sonra ben ve Beril de “Taste of Waste”i izledik. Film süpermarketlerdeki israfın boyutlarının büyüklüğünü anlatarak başladı. Henüz kullanma süresi dolmamış ürünler müşteriler rağbet etmiyor diye çöpü boyluyor ve bu şekilde her süpermarket yılda ortalama 500–600 ton çöp çıkarıyormuş. Süpermarketteki israftan sonra tarlalardaki israfı izledik. Patates hasat makinesi tarlanın üstünden geçtikten sonra tarlanın üzerinde hala bol miktarda patates kalıyor. Tarla sahibinin deyimiyle hasat bittikten sonra tarlayı görenlerin daha hiç hasat yapılmadığını düşüneceği kadar çok. Filmdeki çiftçinin de dediği gibi “Business writes the rules”. Yani besleyiciliğin hiçbir önemi yok önemli olan şekilsel standartlar. Bu standartlara uymayan ürünler ya iade ediliyor ya da çoğunlukla çöpü boyluyor. Tarla sahibi, civardaki ihtiyaç sahibi insanlar gelip de patatesleri topladığı zaman kendini daha iyi hissettiğini söyledi. Film New York’taki çatı tarlalar (rooftap farms), aracıları ortadan kaldıran CSA grubu ve Paris’te hallerin yanına kurulup halin çöpe attığı sebze meyveleri ayıklayıp ihtiyaç sahiplerine veren gıda bankalarından da (food banks) bahsetti. Ev atıklarının %6-12’sini yemek oluşturuyormuş. Aile başı yılda 100kg yemek atığı çıkıyormuş. Marketlerde 18:30’a kadar her çeşit ekmeği eksiksiz bulmak isteyen müşteriler yüzünden günlük beklenen ihtiyacın %10-20’si fazla ekmek üretiliyormuş. Avrupa’da yılda 3 milyon ton ekmek çöpe gidiyormuş. Attığımız miktarla Afrika 3 kere doyurulabilirmiş.

Bugün aynı zamanda Studio K’nın önünde “farmers’ market” yani bizim tabirimizle köylü pazarı açıldı. Zeytinyağı, marmelat, bal, sosis, ekmek ve tabii ki peynir satılan ürünlerden birkaçı.

4.Gün

Bugün Amsterdam’daki son günümüzdü. Sabah Studio K’ya gittik. Öğlen grupla vedalaşıp ayrıldık.

Son olarak Hollanda’daki organik akımla ilgili dikkatimi çeken bir şeyi söylemek istiyorum. Marketlerde ve yeme içme yerlerinde bol miktarda organik (onların daha çok kullandığı tabirle biyolojik) gıda bulabiliyorsunuz. Ama bu çeşitlilik ve etiketlerin arkasında yazanlar insanı düşündürüyor; organik kola ya da içinde organik palm yağı bulunan organik kurabiye gibi. “Organik” artık içi boşalmaya başlamış bir etiket olmuş sanki. Üzerinde “biyolojik” yazan gıdaları Türkiye’ye göre daha dikkatli okuma ihtiyacı duyuyorum. Türkiye’de henüz bu aşamaya gelmediğimiz için mutlu oldum. Ama sonuçta organik sektörü her geçen sene daha çok büyüyor ve büyük şirketlerin bu işe daha çok el atması kaçınılmaz. Şirket ruhu bu sektöre girdikçe organik gıdalar iyi, temiz ve adil olmaktan uzaklaşıyor. Yerel pazarlarımızın ve tanıdığımız, güvendiğimiz üreticilerin değerini bir kez daha anladım.

Festivali düzenleyenlere ve gitmemiz için bize destek olan herkese teşekkür ediyorum.

Tuğba…

Reklamlar

Lüfere Sahip Çıkıyoruz

15-16 Mart 2011 Salı ve Çarşamba günleri Fikir Sahibi Damaklar’ın lüfer kampanyasına destek veriyoruz. Hep beraber Asmalımescit’teki bütün işletmeleri; restoranları, kafeleri dolaşacak ve bayraklarımızla, posterlerimizle Asmalımescit’i lüfer üssü haline getireceğiz. Dahil olmak isteyenler bizimle irtibata geçebilir. Hepinizi bekliyoruz…

Hollanda’ya gidecek arkadaşlarımız için yemek düzenledik.

Hollanda Gençlik Gıda Hareketi grubunun 16-20 Mart 2011 tarihleri arasında birincisini düzenleyeceği Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali için  (Internatial YFM Academy Day and Food Film Festival) davet almış, bu daveti grupla paylaşmış ve katılmak isteyenler el kaldırsın demiştik. 3 arkadaşımız el kaldırdı. Her ne kadar arkadaşlarımızın Hollanda’daki masrafları karşılanacak da olsa ulaşım ve vize masraflarına yardımcı olmak için el birliği ile bir yemek düzenledik.

Sadece Hollanda’ya giden arkadaşlarımıza yardım etmiş olmadık; hem bir araya geldik, hem aramıza yeni katılan arkadaşlarımızla tanışma fırsatı bulduk hem de henüz grubumuza dahil olmayanlara kendimizi tanıttık. Bu bizim için ilk tecrübeydi ve bundan sonra da Slow Food’un yurt dışında düzenleyeceği etkinliklere gitmek isteyecek arkadaşlarımız için benzer yemekler düzenlemeye karar verdik. Önümüzde bizi heyecanlandıran başka etkinlinler de var; 27-31 Mayıs 2011’de İtalya’nın Genova şehrinde gerçekleşecek Slow Fish ve 1-7 Ağustos 2011’de düzenlenecek ve çoğunlukla 18-25 yaş grubu gençlerin katılacağı YES (Young Europeans for Sustainable Food)  bunlardan sadece birkaçı.

Victor Ananias’ın ardından…

12 Mart Ctesi günü Şişli %100 Ekolojik Pazarı’nda geçen hafta kaybettiğimiz Buğday Derneği’nin kurucusuVictor Ananias’ın anısına hayır düzenlenecek. 2009 ilkbaharında Fikir Sahibi Damaklar yayınladığı “gerçek ekmek” bülteninin devamında başlayan gerçek ekmek kampanyasını onun teşviğiyle Şişli %100 Ekolojik Pazarı’na taşımış ve burada kurduğu “geleneksel ekmeğine sahip çık” tezgahını yedi hafta boyunca yürütmüştü. Victor Ananias’ı anmanın en güzel yollarından biri ekolojik pazarda düzenlencek bu hayır için ekmek pişirmek ve tezgahın başında gerçek ekmeği anlatarak katkıda bulunmak. Bu vesileyle hayır için tezgahlara taşınacak ekmekleri karmak, tutmak, pişirmek üzere Gençlik Gıda Hareketi üyeleri olarak 11 Mart 2011 Cuma akşamı Fikir Sahibi Damaklar’ın kurucu lideri Defne Koryürek’in evinde buluştuk ve ekşi maya ile ekmeklerimizi kardık. Karması, tutması ve pişirmesi ile sabaha kadar sürecek bu maraton için vaktimiz ve programımız elverdiği ölçüde katkıda bulunduk.

Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali’ne gidiyoruz!

Geçtiğimiz haftalarda Hollanda Gençlik Gıda Hareketi grubunun 16-20 Mart 2011 tarihleri arasında birincisini düzenleyeceği Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Film Festivali için  (Internatial YFM Academy Day and Food Film Festival) davet almıştık. Google yazışma grubumuzda duyurduğumuz ve yemek atölyeleri, film gösterimleri, partilerin olacağı bu aktiviteye 3 arkadaşımız katılmak istediğini belirtti. Hollanda grubu  kalacak yer ve yemek giderlerini karşılayacak olup katılımcıların kendi imkanları ile Amsterdam’a gitmesi gerekiyor. İşte biz de bunun için kolları sıvadık ve katılımcı arkadaşlarımıza kendimiz sponsor olmaya karar vererek bir yemek düzenlemeyi uygun bulduk. İşte Biriçim arkadaşımızın yemek duyurusu:

12 Mart tarihinde düzenlemek istediğimiz yemeğin duyurusunu yapmıştık. Bu buluşma ile ilgili detayları sizlere bildirmek istiyorum. Daha önceden belirtmiş olduğum gibi bu öğlen yemeği organizasyonu, Amsterdam’da 16-20 Mart tarihinde gerçekleştirecek Uluslararası Gençlik Gıda Hareketi Akademi Günü ve Gıda Film Festivali’ne aramızdan görevlendirilen iki arkadaşımız için düzenlenmektedir. Amacımız gidecek iki arkadaşımızın ulaşım masraflarını karşılamak ve evlerimizde yaptigimiz iyi, temiz ve adil gıdaların tüketileceği bu yemekte tekrardan buluşmaktır. Açık büfe bir kokteyl havasında düzenlenecek olan bu etkinlikte yardım etmek isteyenler olursa bizlerle iletişime geçebilirler. Katkıda bulunmak isteyenleri çevrelerinden de katılmak isteyenlerle beraber bekliyoruz. Şimdiden teşekkür ediyoruz.

Tarih: 12 Mart

Yer: Slow Food Ofis İstiklal cad. 115, Garanti Han kat 4 oda 4  Beyoğlu (Kişi sayısına bağlı olarak değişme olasılığı var.)

Saat: 13.30

P.S: Organizasyonun daha iyi yapılabilmesi için haber vermeniz rica olunur.

Sevgiler,

Biriçim

Amsterdam’ki aktivite ile ilgili detaylı bilgilere şu adresten ulaşabilirsiniz:

http://www.foodfilmfestival.nl/programma/food.html

Terra Madre Day 2010

Toprak Ana gunu tum dunyada oldugu gibi Turkiye’de Slow Food Konviviumlarinca  duzenlenen etkinliklerle kutlandi. Yemekler yendi, deneyimler paylasildi, yuzler guldu. Istanbul’da Fikir Sahibi Damaklar Konviviyumu, Yagmur Boregi Konviviyumu cesitli etkinlikler duzenlediler. Adapazari’nda, Izmir’de,  Datca’da, Urla’da ayni coskular yasandi. Izmir Bardacik Konviviyumu Foca Karasi onuruna toplandi. Adapazarinda ‘Yavas Pisir, Yavas Ye’ basligi altinda, degisik etnik gruplarin ayni sofrdada toplandigi bir kutlama vardi. Fikir Sahibi Damaklar, Lokanta Maya’da Toprak Ana’ya verdigi nimetlere tesekkur ederek kutladilar. Yagmur Boregi Birligi duzenledikleri  Mübadil Yemekleri Gecesi’nde Mübadil çocukları/torunlarınin pisirdigi yemekler ile hikayelerini paylastilar, ertesi gunde  Darüşşafaka Okulları 5. sınıf öğrencileri ve  3 aşçıyla birlikte “Tohumdan Sofraya” projesinin paralelinde mevsiminde sebze-meyve kullanarak yemek pişirdiler. 

Genclik Gida Hareketi olarak bizde tum kalbimizle duzenlenen butun etkinliklerin coskusunu icimizde hissediyoruz. Gecen sene bir yemek atolyesi duzenlemistik, bu yilda diger konviviyumlara destek vermek istedik. Yagmur Boregi Birligi ile Darussafaka Okullarinda cocuklarla birlikte yemek yaptik, hem pisirdik, hem eglendik, Terra Madre Gunu’nu hepberaber kutladik.

Terra Madre Gunu Kutlu Olsun.

Pelin Dumanli

bir kasap ve bir vejeteryan

Genclik Gida Hareketin’den Samuel ve Linda, biri  kasap digeri ise vejeteryan, asagidaki videoya kulak verin cunku onlarin bize soylecekleri var.