slow food

Slow Food 1989’da fast food kültürüne, yerel gıda geleneklerinin kayboluşuna ve insanların giderek ne yedikleri, yedikleri gıdaların nereden geldiği, tadının nasıl olduğu ve yemek seçimlerimizin dünyayı nasıl etkilediği konusundaki vurdumduymazlıklarına karşı kurulmuş kar amacı gütmeyen bir eko-gastronomi organizasyonudur.

Slow Food, iyi, temiz ve adil gıdayı savunur. Yediğimiz şeylerin lezzetli olması gerektiğine; yeryüzüne, diğer canlılara ve sağlığımıza zarar vermeyecek şekilde temiz üretilmesi gerektiğine ve çiftçilerin emeklerinin karşılığını adil bir şekilde alması gerektiğine inanıyoruz.

Biz kendimizi tüketici olarak değil, eş-üretici olarak görüyoruz. Eğer yiyeceklerimizin nasıl üretildiği konusunda bilgi sahibi olursak ve üretenleri aktif olarak desteklersek, biz de üretim sürecine dahil olmuş ve tercihlerimizle iyi, temiz, adil gıdayı desteklemiş oluruz.

 

 Çünkü biliyoruz ki,

biz ne yersek o’yuz!

 

 

 Slow Food, Manifesto – 1989 

 

  • Uluslararası “Yavaş Yemek” hareketi, 9 Kasım 1989’da kurucu   üye Falco Portinari’nin kaleme aldığı bu bildirinin 15 üye ülke tarafından onaylanmasıyla resmen kabul edilmiştir.   
  •  Endüstriyel uygarlaşmayla başlayıp gelişen yüzyılımız, önce makineyi icat etti sonra da onu kendine yaşam modeli olarak seçti.    
  • Hayatın koşuşturma telaşı bizi köleleştirdi, sinsi bir virüse yenik düştük: alışkanlıklarımızla aramıza giriyor, evimize, özelimize yayılıyor ve bizi “Hızlı yemek”e zorluyor.    
  • Bu telaşın türünün neslini tüketme tehlikesine karşı ve insan olmanın hakkını vermek adına, Homo Sapiens kendini kurtarmalı.    
  • Hızlı hayatın evrensel çılgınlığına karşı direnmenin tek yolu sakin ve inatçı bir usulde bedensel keyif unsurlarımızı sıkı sıkıya savunmaktır.    
  • Uygun dozlarda, duyusal hazları ve uzun soluklu keyifleri emniyete almak; durmadan çalışmayı verimlilik zannetme çılgınlığına kapılmış kalabalığın hastalığını kapmaktan korur.    
  • Bizim bu düzene karşı koyuşumuz, “Yavaş Yemek”le sofrada başlamalı. Bölgesel yemeklerimizin lezzetlerini, kokularını yeniden keşfedelim ve “Hızlı Yemek”in ezici etkisini kendimizden uzak tutalım.    
  • Hızlı yaşam, üretkenlik adına, var olmamızın geleneklerini değiştirdi ve çevremizi, ufkumuzu tehdit etmekte. Bu duruma tek çözüm “Yavaş Yemek”tir.    
  • Gerçek kültür; lezzeti yok saymak yerine onu geliştirmektir. Bunun da yolu, uluslararası deneyim, bilgi ve proje değiş tokuşundan daha iyi ne olabilir?    
  • “Yavaş Yemek” daha iyi bir geleceği emniyete alır. “Yavaş Yemek”, küçük salyangoz simgesiyle, “yavaş” kımıltıya devinim getirecek nitelikli desteğe ihtiyaç duyan uluslararası bir düşünce hareketidir.    

     

     

     

     

  •  

Reklamlar