Slow Food Gençlik Gıda Hareketi

Gençlik Gıda Hareketi Cumhuriyet’te…

Kasım 3, 2009 · Yorum Yapın

Slow Food Gençlik Gıda Hareketi üyelerinden Şirin Güven Cumhuriyet Gazetesi’nde ekoloji haberlerini yazıyor. Bizi de kırmadı ve Gençlik Gıda Hareketi’yle ilgili konuşturdu kalemini…Kendisine teşekkür ediyoruz buradan…

İşte Şirin’in haberi:

ggh_haberDaha güzel etkinliklerde, daha güzel haberlerde buluşmak dileğiyle…

Filiz

→ yorum bırakKategoriler: Haberler
Etiketlendi: , , ,

GDOya karşı örgütlenme tabandan başladı

Kasım 3, 2009 · Yorum Yapın

GDOlu ürünlerin ithalat, ihracat ve işlenmesini yasallaştıran yönetmeliğin yürürlüğe girmesinin üzerinden henüz bir hafta geçti ki konuyu takip eden sivil insiyatifler, başta GDOya Hayır Platformu olmak üzere Slow Food gibi gıda hareketlerinin üyeleri kolları sıvayıp kendi geleceğimiz ve çocuklarımızın geleceği için ne yapılması gerektiğini konuşmaya başladı. Belki de şu anda Türkiye’de bir tarih yazılıyor. Belki de ilk defa halkın onayı alınmadan, endişeleri görmezden gelinerek alınan, tepeden inme bir karar halk tarafından, hem de tabandan gelen bir hareketle sorgulanacak. Eğer biz sağduyulu ve geleceğin sorumluluğunu üstlenmeyi bilen vatandaşlar olarak sesimizi hep birlikte çoğaltırsak yasayı yapanlar bizi duymak zorunda kalacak. Ve inanıyorum ki onların vicdanlarında bir yerde “gelecek nesillere ve yeryüzüne” olan sorumluluk hissi uyanacak.  Ne de olsa biz bu dünyayı gelecek nesillerden ödünç aldık…

başak

İşte bunu çok güzel ifade etmiş Fikir Sahibi Damaklar‘ın GDO ile ilgili hazırladığı son e-bülten. Bakın neler demişler:

Anneler! 26 Ekim Pazartesi günü 27388 sayılı Resmi Gazete’de sizi, ailenizi, çocuklarınızı çok yakından etkileyecek bir yönetmelik yayımlandı:

Tohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile bunları içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik” !

Şu andan itibaren market raflarına uzanıp da aldığınız herhangi bir ürün, bulbçocukluğunuzda yediğiniz, yemeye alıştığınız gıda olmayacak. Çocuklarımıza “çocukken yediğimiz”i yedirme hakkımız, elimizden alındı. “Yerine koyduğumuz”sa, çocuklarımıza yüksek ihtimal daha fazla sağlık problemi olarak dönecek.

Yeni doğanlarımızda daha fazla otizm göreceğiz. Yeni doğanlarımızın daha çoğu yaşamayacak. Çocuklarımızın çocuklarını görebilme ihtimalimiz,  annelerimizinkinden daha düşük olacak…

Aldığınız her ürünün etiketini okuyun. Her içeriği sorgulayın. Endüstriyel, hazır, paketlenmiş gıdalardan uzak durun. Organik ürün tercih edin. Sertifikasyon sistemi mükemmel olmasa da, bu ürünler diğerlerinden pahalı görünse de gözünüze, düşünün ki gerçek gıdayı tanımlamanın henüz başka bir yolu yok. Gerçek gıda tüketin. Gerçek gıda tüketmemek çok daha pahalı, unutmayın. Çocuğunuza ne yedirdiğinizi ve neden diğerini yedirmediğinizi anlatın.          Anlatın ki, o da kendini koruyabilsin.

Ve unutmayın: bugünün dünyası kazanç odaklı! Cebinizdeki o binbir güçlükle kazandığınız paranın alım gücüne son kuruşuna kadar güvenin. Onu gerçek gıdaya yatırın. Düşünün ki raflardaki onca yapay ürün, onca niteliği düşük gıda siz satın almadığınızda karlılığını yitirecek. Düşünün ki, gıdaymış gibi yapan onlarca kavanoz, kutu ve şişe siz satın almadığınızda üretenlerine birer zarar olarak geri dönecek. Ve hayal edin, bir gün, eğer, çokuluslu şirketler fark ederlerse ki tüketici gerçek gıdaya yöneliyor, kimbilir, belki üretimlerini gözden bile geçirirler.

Gerçek gıdaya eşit erişim hakkı çocuklarımızın en temel hakkıdır!
Bu yönetmelik bizi kollayan bir yönetmelik değil.
Bu yönetmelik çokuluslu şirketlere toprağımızı, tohumumuzu sömürme yolu açan bir kapı.
Vatandaşını ticaretin, gerçek gıdayı GDO’nun önüne koyan bir yönetim arzuluyoruz.
Biz GDO’lu gıdaların yönetilmesini değil, yasaklanmasını istiyoruz.
Yönetmeliği kaleme alan ve altını imzalayanlara bir çift sözümüz var:
“Oğul sadıklığın bu muydu? Valla kurda yedirdin beni”

“Fikir sahibi damaklar” grubunun üyelerinden biri bültene şunları slowfoodcuyuzyazdı: “Dünya dünya olalı  beri mısırın püskülüne konan kelebeği, artık ‘konmamaya’ ikna etmek üzere mısırın genetiğine işlenen bir kimyasal, yıkamakla çıkmaz, biliyorum; çünkü kızımın gözlerinin yeşili gibi, o kimyasal da, tümüyle mısırın kodlarında artık. Üzerinde ya da etrafında değil. İçinde.
Kelebek konarsa mısırın püskülüne ve yumurtalarını bırakırsa eğer, ürünün bir kısmı zarar görür, doğru. Ama, o mısırı kızım yediğinde, içine işlenen, yıkamakla temizleyemeyeceğim, haşladığımda gitmeyecek o kimyasal, kızıma ne yapar… Asıl onu merak ediyorum ben.
Diyorlar ki “üreticisi, eğer, GDO’lu ürünün zarar verdiğini fark ederse, ürününü piyasadan çeker!”
Diyorum ki, “benim kızım denek değil”…

Fikir sahibi damaklar grubu üyelerinden bazıları ise 1 Kasım’da GDO orucuna girdi… Bundan sonra içinde GDO olan hiçbir gıdayı yemeyecekler…

→ yorum bırakKategoriler: Blog · Haberler
Etiketlendi: , ,

Bu Gün Geleceğimiz için Kara Bir Gün

Ekim 26, 2009 · Yorum Yapın

gmo_tomato_bTohumluklar dışındaki genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünleri ile genetiği değiştirilmiş organizma ve ürünlerini içeren gıda ve yem maddeleri hakkında karar verme, işleme, ithalat, ihracat, izleme, tescil, etiketleme, kontrol ve denetim ile ilgili usul ve esasları kapsayan “Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik”  26.10.2009 tarih ve 27388 sayılı Resmi Gazete ’de yayımlanarak yürürlüğe girdi.” http://rega.basbakanlik.gov.tr/eskiler/2009/10/20091026-4.htm
lütfen okuyun !
madde 5/8 GDO suz ürünlerin etiketinde ürünün GDO suz olduğuna dair ifadeler bulunamaz.”

Ceylan

→ yorum bırakKategoriler: Biz Ne Yersek O'yuz · Haberler

“Age of Stupid” Film Gösterimi

Ekim 22, 2009 · Yorum Yapın

age-of-stupid-poster-0Masa buluşmamızın ardından, Greenpeace’in katkılarıyla BKM’de gösterilen ”Age of Stupid” Filmini izlemeye gittik. Gelecek nesillerin bu çağı nasıl adlandıracağını sorgulayan film, tüketim, savaş, iklim değişikliği, petrol ve alternatifleri gibi birbiriyle bağımsız gözüken fakat sonunda tamamen kesişen anlatımlardan oluşuyor. İnsanoğlunun aptallığıyla kaybedilen bir dünyaya eleştirel bir gözle bakıyor ve bizi çözüm üretmek için harekete geçmeye çağırıyor. Filmden çıktığımızda herbirimiz sürdürebilir yaşamın önemini birkez daha anladık. Çok geç olmadan gezegenimiz için neler yapabilirizin peşine düşmek gerekti ve merak ediyorduk, filmin tanıtımında dediği gibi: 21 yüzyıl tarihe, bu felâkete izin veren insanların yaşadığı “Aptallık Çağı” olarak mı geçecek? herkesi bu filmi izlemeye çağırıyoruz.

Ustelik gosterimler UCRETSIZ.

Film 24 Ekim’de Ankara’da da gosterilecek. (Bilgi asagida)

detayli bilgi: http://www.greenpeace.org/turkey/kopenhag/age-of-stupid

İstanbul BKM – Aptallık Çağı Ekim Programı

16 Ekim Cuma – - 17:00 -

17 Ekim Cumartesi – 15:00 17:00 -

18 Ekim Pazar – 15:00 – -

21 Ekim Çarşamba – - – 21:00

23 Ekim Cuma – - 17:00 -

 24 Ekim Cumartesi – 15:00 17:00 -

 28 Ekim Çarşamba – - – 21:00

Ekim Cuma – - 17:00 -

 31 Ekim Cumartesi – 15:00 17:00 -

Çankaya Belediyesi, Çağdaş Sanatlar Merkezi – Aptallık Çağı Ekim Programı

24 Ekim Cumartesi – - 18:00 20:00

Pelin

→ yorum bırakKategoriler: Etkinliklerimiz · Haberler

Kurufasulyeci Ali Baba’da Masa Buluşması

Ekim 22, 2009 · Yorum Yapın

 18 ekim pazar günü, Süleymaniye’de afiyetle yediğimiz pilav üstü kurular eşliğinde masa buluşmamızı gerçekleştirdik. Avrasya maratonu nedeniyle yolların ulaşıma kapanması katılımı biraz etkilese de, çok güzel ve keyifli bir gün oldu. DSC01839Sinan ve arkadaşını, Ebru ve Beril’i daha yakından tanıdık. Slow Food Gençlik Gıda Hareketi çatısı altında biraraya gelen bireyler olarak neler yapabileceğimizi konusunda birbirimize ilham verdik. Yağmur biraz dinip, tabaklardaki kurufasulyeler bittiğinde, hepberaber Age of Stupid filmini izlemek üzere yola koyulduk.

Katılan herkese teşekkürler.

 Bir dahaki masa buluşmasında görüşmek üzere…

Pelin

→ yorum bırakKategoriler: Etkinliklerimiz

Dolu dizgin bir pazar gününün ardından

Ekim 22, 2009 · Yorum Yapın

Geçen pazar blogumuzdan da haber verdiğimiz üzere önce kuru fasülye yemeğe gittik,gittiler.Gittiler diyorum çünkü benim gibi bir kaç kişi avrasya maratonu dolayısıyla yolların kapanması sonucunun kurbanı oldular :( ( Daha tadı damağımda kaldı diyemeden aklımda kaldı bu kuru fasülye :( ! Bazı arkadaşlarımız ise hem maratona katılıp hem bizimle kuru fasülye yediler.Onlarıda takdir etmek gerek !DSC01839

Anlayacağınız Süleymaniye Camii’nin orda şöyle oturduk ,böyle yedik ,şunu şunu konuştuk, midemizi şenlendirdik diyemeyecegim.Ama demesi için en kısa zamanda buraya bizden bir yazı istiyorum.(Tam bunu derken Pelin’den yazı geldi bakınız yukarısı :) )

Evrim’den duyduğum “geçişimiz Levent kaptan sayesinde biraz ilginç oldu.. ilk önce Üsküdar’a geçtik vapurla ordan tekrar vapurla Besiktaş’a.. 15 dakikada avrupa asya gecisi :) ) ”- hatta duydugum kadarıyla arada vapuru kacıranlar olmus ,bizim kaptan pek hızlı uçmuş :) )  -gibi ufak İstanbulu hissetiren anektodlarını geçtikten sonra,asıl sizlerle paylaşmak istediğim ,The Age Of Stupid filmi.

Aklıma ilk gelen sahne shell firmasının kurduğu petrol çkarma tesisi sonucu  üstlerine petrol yapışan balıkları omoyla çıkarmaya çalışan ,tıp eğitimine devam etmek için paraya ihtiyacı olan ve bu yüzden balıkçılık yapan nijeryalı kızdı. Bu sahneyle beraber yanımda oturan Özge’nin “ayy” diyerek ellerini yüzüne götürmesi ise olayın trajik yanını daha da gerçek kılıyordu sanki.”Omo’yla balık yıkmak” sahi bundan daha kötü ne olabilirdi ki? Hiç yıkayacak balık bulamamak mı ?İşte sene 2055′de geçen hikayemizde  yıkayacak balık bile bulamıyorduk.Bunun sebebini ise bu günlere ,21.yüzyıla,bu felâkete izin veren insanların yaşadığı, gelecekde “Aptallık Çağı ” olarak adlandırılacak dönemde aramamız gerektiği anlatılıyordu.

age_of_stupid Nijeryalı kızımız artık balıkçılığı bırakmış daha karlı olduğu için petrol işine girmişti,ingiliz çevreci çiftin, rüzgar değirmenlerinin yapılmasına karşı verdiği savaş, sırf manzaraları bozuluyor diye red oy kullanan kasaba sakinlere karşı yenik düşüyordu.

Geçmişe bu günlerde yaşanan felaket kayıtlarıyla devam eden filmde belki son kez yardım çığlığı atılıyor fırsatımız varken neden iklim değişikliğine dur demediğimize dem vuruluyordu.

Bizse film çıkışı çoktan plastik şişe yerine termos taşımaktan hatta bu konuda bir kampanya yürütmekden bahseder olmuştuk.Sohbetimize Beşiktaş’da çay içerek devam ettik.Bense biraz hüzünlü ayrılmıştım filmden sahi neden görmek istemiyorduk,  neden dur demiyorduk ? Çağımıza yakışır bir isim miydi bu “aptallık” ?

Ceylan

→ yorum bırakKategoriler: Etkinliklerimiz

Kış uykusundan uyanmak gerek

Ekim 8, 2009 · Yorum Yapın

Sahi, tatildi yazdı derken zamanı sonbahar ettik.Artık silkelenip işe koyulma zamanı.Yine aklımızda bir sürü proje ,gönlümüzde binbir heyecan var :)

Biraz uykudan uyanmak ve de sonbaharın gelişini kutlamak adına bir masa buluşması yapmayı planladık.Masa buluşmaları,yapmasını en sevdiğim aktivitelerden biri benim.Bir kere yemek yiyoruz :) Hep beraber yiyoruz ,yerken paylaşıyoruz ,konuşuyoruz ,sohbet ediyoruz.. evet karnımızıda doyuruyoruz ama asıl ağzımıza attığımız o lokmaların tadına varmağa çalışıyoruz.Vardıkça daha çok konuşuyoruz ,neşeleniyoruz,kimi zamansa hafifce gözlerimizi kapıyoruz  ,hem temel hem de temelin ötesindeki ihtiyaclarımızı karşılayan toprak ana’ya ,bizi bu sofrada buluşturduğu için, yaşadığımız için ,şükrediyoruz.

O lokmaların nerden geldiği nasıl yapılıp önümüze geldiğide bizim için çok önemli.O lokmaların hepsinin bir hikayesi olmalı bizim için ,en başta da gerçek yemekler olmalı !! O yüzden masa buluşmaları yaparken mümkün olduğunca tarihi ya da kültürel anlamda ufkumuzu açabilecek,iyi adil temiz gıda felsefesini benimsemiş gerçek ama bir o kadarda lezzetli yemekler sunan yerlere gitmeye özen gösteriyoruz

Ben yemek sofralarının hep ilham veren yereler olduğuna inanmışımdır.Sanırım yukarda saydığım nedenlerin bunda etkisi çok.

Uzun lafın kısası paylaşmak,şükretmek ve ilham almak adına 18 Ekim Pazar günü saat 12:00′de Süleymaniye Kurufasulyecisinde toplanıyoruz.Herkesleri de bekliyoruz.Katılım listesine adınızı yazdırmak  için google yazışma gurubumuza üye olmanız yeterli.

Unutmadan yemekden sonra BKM’ye saat 15:00′da başlayacak olan “Age of Stupid” adlı filmi seyretmeye gidiyoruz.

Eh bununda üstüne sahilde güzel bir demli çay içmek yakışır.

Ceylan

→ yorum bırakKategoriler: Etkinliklerimiz

Slow Food Türkiye Toplantısı

Eylül 3, 2009 · Yorum Yapın

İstanbul Fikir Sahibi Damaklar,İstanbul Yağmur Böreği ve Tire konviviyumlarının organize ettiği Slow Food Türkiye toplantısı 5-6 Eylül tarihleri arasında Cezayir Lokantası’nda gerçekleştirilicek.Toplam 13 konviviyum,60+ kişinin katılacağı bu toplantıda Türkiye Slow Food’un geleceği masa üstüne yatırılıp önemli kararlar alınıcak.Bizde toplantı gündeminin bir parçası olarak orda bulunup ,sevgili slow food üyeleriyle tanışma maksatlı küçük bir sunum yapacağız.Cumartesinin gelmesini merakla bekliyoruz..

 

Ceylan

→ yorum bırakKategoriler: Haberler

23 Agustos Toplantisi

Ağustos 23, 2009 · Yorum Yapın

filiz, ceylan, emrah, levent ve son anda bendeniz pelin bugun keyifli bir sohbet ve yoresel tatlar esliginde, galata Kivahan’ da toplanip GGH ve bazi gundem maddelerini biraz daha netlestirmeye calistik.  

1) 5 Eylul’deki Slow Food Turkiye toplantisi : kimler katilabilecek? kimligimizi ve calismalarimizi nasil anlatmaliyiz? gibi ayrintilari konustuk

2) 11 Eylul Cuma gunu iftar organizasyonu, beraber pazar alisverisi yapip, iftar yemegi hazirlayip, Kanada’dan gelen Vanessa’ninda katilimiyla keyifli bir gun gecirmek. (vanessa kim diye merak ettiyseniz, filizden dinlemek gerek, cok ama cok yararli isler yapan biri diyebilirim kisaca)

http://www.santropolroulant.org/2009/E-home.htm ayrica bakmanizda fayda var, kesinlikle ilham almamiz gereken bir site.

3) 13 Eylul Pazar Slow Food GGh Toplantisi tum gunumuzu GGH olarak, kimligimize, olusumumuza, neler yapmak istedigimize, projelerimize hepbirlikte donup, biz kimiz basligi altinda yeniden bakmak, bu yuzden bu toplantiya cok onem veriyoruz, katilamama mazereti kabul etmiyoruz. Ayrica bu toplantida 2. fanzin icin bir an evvel harekete gecip, projelerimizi netlestirmek ve

4) Ekim ayinin ilk haftasi bir tanisma toplantisi organize ederek, yeni donemin basinda, hazirladigimiz fanzini ve projelerimizi, paylasma ortami saglamak. 

5) 27 -30 kasim tarihleri arasinda duzenlenecek Euro Gusto’ya aramizdan kimlerin katilmasini belirleme konusu gundeme geldiginde, maksimum sayi ile orada bulunmak icin, fundraising onerisi imdada yetisti

evet, bugun genel olarak bunlari konustuk, gene hayallere daldik, daha iyi bir dunya icin, bir ara filiz ve levent geridonusturulebilen atiklardan bahsetti, vede donusturulemeyenlerden, o sirada ben ve ceylan euro gusto icin, heyecanla bilet bakiyorduk, derken konu Kanada’ya uzadi, filiz bize Vanessa’yi anlatti, oradan biraz permakultur, biraz yemek biraz hayat ve kisaca hersey

guzel bir gundu.

pelin

→ yorum bırakKategoriler: Toplantılarımız

Doğal Reçelin Sırrı: Elma Suyu ve Pekmez

Ağustos 16, 2009 · Yorum Yapın

287

Yazı ve fotoğraflar: Sinek Sekiz Yayınevi Web Günlüğü  http://sineksekiz.wordpress.com/
Şeker kullanmadan reçel yapmayı deneyimlediğimiz “Doğal Reçel Atölyesi” maceramızın oldukça başarılı sonuçlandığını gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz. Filiz’in ve Cana’nın yanlarında götürdükleri haricinde elimizde 4 kavanoz kurşun eriği reçeli var ve hepsi gerçekten çok lezzetli. Tarifleri ve deneyimleri merak edenler olduğunu bildiğimizden, meyveleri elma suyu ve pekmez ile tatlandırma usullerini vakit kaybetmeden anlatmaya başlıyoruz.
1 kavanoz reçel için gereken malzemeler: Birkaç kilo, kendinden çok sulu olmayan, çekirdekleri çıkarılmış meyve, 2 su bardağı elma suyu, 3 yemek kaşığı kadar pekmez ve birkaç çimdik limon tuzu.
284
Orta boy bir tencereye iki su bardağı dolusu elma suyu koyun ve kaynayıp rengi koyulaşana kadar yavaş yavaş pişirin. Bu pişme işlemi ne kadar yavaş olursa elma suyunun  bir kısmının buharlaşıp geri kalanın tatlanması o kadar artacak, o yüzden acele etmeyin.
285

Elma suyunun belirgin biçimde koyulaştığını, yeterince kaynadığını gördüğünüzde tencereye çekirdekleri çıkarılmış meyvelerinizi ekleyin.  Meyvelerin kısık ateşte, yavaş yavaş, elma suyuyla beraber pişmesine izin verin, bir esnada da bu karışıma 3 yemek kaşığı pekmez ve bir çimdik limon tuzu ekleyin. Karışımın kıvamının yeterli olduğuna inandığınız da da tencerenin altını kapatıp soğumaya bırakın. Son hareketiniz de reçellerinizi kavanozlara doldurmak olucak. İşte bu kadar!
283
Biz reçel için Muğla’ya özgü meyvelerden biri olan ve bahçemizde de iki ağacı bulunan kurşun eriklerini kulllandık. Eriklerin çekirdeklerini de ayrıca kurutup, sakladık. Siz pişirirken çok su bırakmayacak olan meyvelerden birini, sizin bulunduğunuz coğrafyada, mümkün olan en doğal şekilde yetişeni seçebilirsiniz. Bunun için büyük marketler yerine pazarlara uğrayın; İstanbul’daysanız Feriköy’deki organik pazara, Ankara’daysanız pazar günleri Ayrancı’da kurulan organik ürünler pazarına ya da her il ve ilçede küçüklü büyüklü kurulan meyve-sebze pazarlarına. Buralarda o bölgeye en iyi uyum sağlamış, en sağlıklı ağaçların meyvelerini, binbir emekle toplayıp satan köylülere, çiftçilere rastlayabilirsiniz. Meyvenin yanında üzüm pekmezini de en doğal haliyle yine bu pazarlarda bulmanız mümkün. Elma suyu için ise iki seçeneğiniz var: ya elmaları alıp kendiniz suyunu çıkarıcaksınız -ki bu kıvam için de çok daha iyi sonuç veriyor- ya da mümkün olan en katıksız elma suyunu kullanacaksınız. Bizim katı meyve sıkacağımız olmadığından, bu mevsimde burada çok fazla elma bulmak zor olduğundan elma suyunu hazır aldık ve  gördük ki elma suyunun verdiği tat gerçekten çok muhteşem. Meyvenin tadını bastırmadan kendini hissettiriyor ve pekmezle de birleşince de reçel için gerekli olan şeker ve kıvamı yaratıyor.
Bu reçel macerasının sonunda aslında beyaz şekere muhtaç olmadığımızı, bu işlenmiş malzemenin yerine kullanabileceğimiz çok daha doğal ve lezzetli seçeneklerin de olduğunu öğrenmiş ve uygulamış olduk. Umarız benzer denemelere girişecekler için faydalı olur yazdıklarımız. Son sözümüz bu tarifden yola çıkarak şekersiz reçel yapmaya girişen arkadaşlara; lütfen deneyimlerinizi bizimle paylaşın ki bilgimiz, tecrübemiz birlikte artsın. Herkese şimdiden afiyetler!

→ yorum bırakKategoriler: Biz Ne Yersek O'yuz · Etkinliklerimiz